Bireysel İş Hukuku Genel Notları

Bu konu 0 yanıt ve 1 izleyen içeriyor ve en son  Sertap tarafından 6 ay 2 hafta önce tarihinde güncellendi.

  • Yazar
    Yazılar
  • #910 Yanıt

    Sertap

    İŞ HUKUKUNUN KONU ve KAPSAMI

    İş hukuku, iş ilişkilerini düzenler. Konusu, bireyler arasındaki iş ilişkileridir. Bağımlılık kriterinin iş hukukunda önemli bir yeri vardır. İşi veren ile işi yapan arasında bağımlı bir hukuki ilişki varsa bu, iş hukukunun kapsamına girer. Arada bağımlı bir ilişki yoksa, iş hukukun kapsamına girmez. İşçi işverenin emir ve talimatlarına uymak zorunda olduğu için bağımlı bir ilişki vardır.İşi gören kişinin bu işi başkasına bağımlı olarak ve ücret karşılığında yapıyor olması gerekir. Mesela, doktor ile hasta; terzi ile müşteri; avukat ile müvekkil arasında bağımlı bir ilişki yoktur. Ancak, bir fabrikada revirde çalışan bir doktor ile işveren arasındaki ilişkisi ya da bir şirkette hukuk müşaviri olarak çalışan avukat ile şirket arasındaki ilişki bir iş hukuku ilişkisidir. Zira, burada bağımlılık kriteri gerçekleşmektedir. Bu yüzden iş hukukunun kapsamına girmez. Devlet memuru ile devlet arasında bir atama ilişkisi vardır. Bu, kamu hukukuna ilişkin bağımlı bir ilişkidir ancak iş hukukunun kapsamına girmez. Devlet ile memur arasındaki ilişki idare hukukunun kapsamındadır.İşçi, iş hukukunda korunması gereken taraftır. Devlet de burada işçiyi korur ve bu nedenle devletin buradaki konumu da iş hukukunun kapsamına dahildir. İşçilerin örgütlenerek kurdukları işçi sendikaları, işverenlerin örgütlenerek oluşturdukları işveren sendikaları, grev, lokavt gibi hususlar da iş hukukunun kapsamına girer.Bir kimsenin işçi sayılabilmesi için, bedenen ya da fikri olarak çalışması, vasıflı ya da vasıfsız işçi olması fark etmez.

    İŞ HUKUKUNUN BÖLÜMLERİ

    Bireysel İş Hukuku
    Bir işçiyle bir işveren arasındaki hukuki ilişkiyi ele alır ve düzenler. Aralarındaki sözleşme de iş sözleşmesidir. İş sözleşmesinden kaynaklanan hak ve borçların yerine getirilmesi, çalışma şartları, dinlenme süreleri, işçi sağlığı ve güvenliği, iş sözleşmesinin sona ermesi ve sonuçları gibi kavramlar bireysel iş hukukunun kapsamına dahildir.

    Toplu İş Hukuku
    Burada, bireysel iş hukukundaki gibi bireyler değildir. İş ilişkileri bireysel düzeyden kollektif düzeye gelmiştir. Taraflardan en az birisi sendika türü bir mesleki kuruluştur.

    İŞ HUKUKUNUN DOĞUMU

    İş hukuku, yeni bir hukuk dalıdır. İş hukukunun bağımsız bir hukuk dalı olarak ortaya çıkması 18. yy sonlarında, sanayi devriminin etkisiyle olmuştur. Sanayi devrimi ile seri üretim yapan fabrikalar ortaya çıkmış, bu da işçi sınıfının ortaya çıkmasına neden olmuştur. O dönemde devletin ekonomiye herhangi bir müdahalesinin olmadığı bir sistem mevcuttur (iktisadi liberalizm).
    O dönemde işçi ücretleri, taraflar arasında serbest piyasa şartlarına göre belirlenirdi. Devletin herhangi bir müdahalesi yoktu. Ancak uygulama işverenin çalışma koşullarını tek taraflı olarak belirlemesine yol açmıştır. işverenler birbirleriyle rekabet ederken maliyeti düşürmüşler, yani işçi ücretlerini azaltmışlardır. O dönem en çok kadın ve çocukların ücretleri düşürülmüştür. Ayrıca o dönemde işçi güvenliği ve sağlığı da söz konusu değildir. Bazı fabrikalar işçilere ücret ödemek yerine, üretimini yaptıkları mallardan verme yoluna gitmişlerdir.
    Tüm bu uygulamaların ortadan kaldırılmasına yönelik faaliyetler ise, iş hukukunun temelini oluşturmuştur. Bu da üç adımda gerçekl eşmiştir.

    Adım (devletten) : Bunlara karşı alınan tedbirler, iş hukukunun temeli olmuş, sosyal devlet anlayışı ön plana çıkmıştır. Sosyal devlet anlayışı; zayıf olan tarafın yanında yer almakta, yani işçiyi korumayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, asgari ücret, asgari çalışma yaşı, çalışma süreleri kanunlarla düzenleme altına alınmıştır.
    Adım (işçilerden) : İşçiler, örgütlenmeye başlamış ve sendikalar kurmuşlardır. Birlikte hareket ederek işverenle pazarlığa girmişlerdir. Buna karşılık işverenler de sendika kurmuşlardır. Böylece toplu iş sözleşmesi, grev ve lokavt gibi kavramlar oluşmuştur.
    Adım (anlaşmalar) : Versay Barış Anlaşması ile Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) kurulmuştur. Bu örgüt, çalışma şartları için asgari bir norm koymayı amaçlamaktadır. Birleşmiş Milletler bünyesindeki Ekonomik ve Sosyal Konsey de ülkeler arasında işbirliğini sağlamayı amaçlamıştır. Ayrıca Mecelle içinde de çalışma hayatına ilişkin kurallar yer almıştır.
    TÜRKİYE’DE İŞ HUKUKUNUN GELİŞİMİ

    Türkiye’de iş hukukunun gelişimi, cumhuriyetten sonra olmuştur. Bu konuda yapılan düzenlemeler özetle şöyledir:

    Hafta tatili kanunu çıkarılmıştır (1 gün tatil)
    · BK m.313-354 hizmet sözleşmesi
    · 1936 yılında çıkarılan 3008 s. İş Kanunu, 1961 anayasasına kadar uygulanmış, 1961’de de bazı değişikliklere uğramıştır.
    · 1961 anayasasından sonra ilk defa toplu iş sözleşme yapma hakkı serbest bırakılmıştır. Bu döneme kadara grev yapılması suç iken, 1961 anayasasıyla grev, anayasal düzeyde kabul edilmiştir.
    · mily: ‘Arial’,’sans-serif’”>1964yılında 275 s. Grev ve Lokavt Kanunu çıkarılmıştır.
    · 506 s. Sosyal Sigortalar Kanunu kabul edilmiştir (1 Ocak 2007’e değişecektir)
    · 1970 yılında 3008 s. İş Kanunu kaldırılmış, yerine 931 sayılı kanun kabul edilmiş. Ancak bu iptal edilmiş ve 1475 s. kanun kabul edilmiştir.
    · 1982 anayasasıyla, 1961 anayasasına göre sınırlama yapılmıştır.
    · 1983 yılında yeni Sendikalar Kanunu ve Grev ve Lokavt kanunu çıkarılmıştır.
    · 10 Haziran 2003 tarihinde yeni İş Kanunu yürürlüğe girmiştir. 14. madde dışında tümüyle yenilenmiştir. AB mevzuatına uyum amacını taşır.
    İŞ HUKUKUNA HAKİM OLAN ESASLAR

    İşçilerin Korunması İlkesi
    İş hukukunun ortaya çıkmasındaki temel durum, işçilerin korunmasıdır. İşçiyi koruyarak sosyal adalet ve toplumdaki dengenin sağlanması da amaçlanır. İşçi, bağımlı olarak çalışır, işverenin emir ve talimatlarına uyar. Bu da kimi zaman işverenin ona vereceği cezayı kabul etmesi anlamına gelir. Bu nedenle de iş sözleşmesi, taraflar arasında kişisel ilişki kuran bir sözleşmedir. Ancak bu koruma ne pahasına olursa olsun yerine getirilmek zorunda da değildir. Anayasa m.65’e göre, devlet, sosyal ve ekonomik alanda anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına öncelikleri gözeterek mali kaynakların yeterliliği ölçüsünde yerine getirir. Devlet işçilerin korunmasını, emredici hukuk kuralları koymak suretiyle sağlar. İş kanununda emredici kurallar mutlak ve nisbi olarak ikiye ayrılır. Mutlak emredici kurallar, aksi hiçbir şekilde kararlaştırılamayan kurallardır. Örneğin, grev ve lokavtta geçen süre işçinin kıdeminden sayılamaz ve bunun aksi bir hüküm de sözleşmeye konulamaz. Konulursa batıl olur. Bu mutlak emredici bir hükümdür.

    Nisbi emredici kurallar ise, aksi işçi yararına olmak üzere değiştirilebilirler. Örneğin, haftalık çalışma süresi en çok 45 saattir. Ancak, bunun 40 saat olduğuna dair bir hüküm sözleşmeye konulursa, geçerlidir. Ancak 45 saatin üzerine çıkılamaz. Nisbi emredici kurallara, sosyal kamu düzenine ilişkin kurallar da denir.

Yanıtla: Bireysel İş Hukuku Genel Notları
Bilgileriniz: